Merhaba, deryalar su damlalarından oluşur.
Ancak, her su damlası kendisini tamamladıktan sonra damlar.
Oceans are made up of water drops.
Yet, the water drop blobs after wholeness
Merhaba,
Hiçbir su damlası kendisini selden sorumlu tutmazmış, ben yapmadım dermiş.
Ancak deryalar da su damlalarından oluşur.
Ancak, her su damlası sadece kendisinii tamamladıktan sonra damlar.
Bu metafor yıllarca kafamı kurcaladı. İnsan gelişimi ile bağlantı kurmaya çalıştım. Cevabı aslında kendimde, içimde buldum. Ben de, derya oluşumunda bir SuDamlası olarak yer alabilirdim, almalıydım ama…
Birçok başarısızlık yaşayan ben, bunu nasıl başaracaktım? Bir selin oluşumunda yer almak, benim için belki de daha fazla uygun olabilirdi.
Sonra bir mıcize oldu. Sınırsız potansiyelimi keşfettim. Bu potansiyeli kullanma anahtarını, “değişim ve gelişim”i keşfettim. Evet, o günden beri “ince, uzun bir yoldayım…”
Yaşamımı değiştiren harika fikirleri, 1999’dan beri gerek kitabım, gerekse verdiğim seminerler yoluyla yaklaşık 30.000 kişi ile paylaştım ve paylaşmaya devam ediyorum. Ancak son zamanlarda bir fark var: Artık yalnız değilim. Birçok yol arkadaşım var.
Bu sayfa beni, Lâle Rona’yı değil, gençliği (hissedilen yaş olarak), değişim ve gelişimi, liderliği, bireyselliği, başarıyı vs. temsil ediyor. O nedenle cinsi, yaşı, burcu yok. Herkes kendi bilgilerini bu sayfanın bilgileri olarak düşünebilir.
Kişisel Gelişim konusunda birçok insan uzman ve araştırmacı bildiklerini, yaşadıklarını bir şekilde paylaşıyor. Zaman zaman belki biraz da itici bulduğumuz “şunu yap, bunu yap, dinlemeyi öğren, sabırlı ol, odaklan, sinirlenme vs. vs. vs.” gibi önemli önerileri hep duyuyor veya okuyor, içimizden de “kolaysa gel de sen yap” diye düşünüyoruz. O nedenle, bu konuları bir daha paylaşmak niyetinde değiliz.
Esas üzerinde durup, bizim sizinle paylaşmak ve sizin de bu sayfalarda paylaşmanızı arzuladığımız nokta, “nasıl yaparım?”ın cevabı... Ancak şunu hemen belirtmemde fayda var. “Nasıl?”ının üzerinde duracağımız konular “daha güzel yemek nasıl yapılır?” ya da “nasıl kilo verilir?” gibi konular değil, davranışlarımızla ilgili konular olacak...
Örneğin, “daha iyi bir dinleyici nasıl olunur?” ya da “daha olumlu nasıl düşünebilirim?” gibi... Ancak, bu bilgileri diğerlerine anlatmak (ahkâm kesmek) için değil, kendi gelişimimiz için kullanalım. Hemen yanımızdakiler, sevdiklerimiz “bunu yapıyor mu?” değil, “ben yapıyor muyum?” diye düşünelim.
1870 – 1880 yıllarında Amerika’da ünlenen filozof Herbet Spencer’in “eğitimin yüce amacı bilgi değil, eylemdir” sözünü hatırlayarak, bizler kendimize bakıp, deryalar oluşturalım...
Sevgilerimle,
Lâle A. Rona