| |
İLKE MERKEZLİ OLMAK…
İlter Ayata
İnsanoğlunun dünyaya geliş mucizesi, birçok değişkenin oluşturduğu binlerce olasılık içinden bir olasılığı oluşturan değişkenlerin mucizevî bir eş uyumla bir araya gelişi sonucu meydana gelir. Hiç birimiz anne ve babamızı seçme şansına - lüksüne sahip değiliz. Bu belki ilahî, belki de biyolojik bir yazgıdır. Bu olguyu değiştirmek, bir yargı oluşumundan vazgeçmek olası değildir.
Bir kez dünyaya gözümüzü açtıktan sonra kendimizi belli bir takım şartların içinde buluyor ve bebekliğimizden itibaren beş duyumuz, aklımız ve yakın çevremizin yönlendirmesiyle oldukça erken yaşta bir kişilik geliştiriyoruz. Bu; kişiliğin içinde edindiğimiz değerler sistemi ile şekillendiği bilinen ve kabul edilmiş bir durumdur. Kısacası, kişi edindiği değerlere uygun hareket eder. Ancak herhangi bir nedenle değerler sisteminin değişmesi, kişinin olaylara bakış açısını ve davranışlarını değiştirir. İşte bu nedenledir ki, değerlere dayalı bir kişilik geliştirmek yerine ilke merkezli bir insan olmak çok önemlidir. Zira bazı değerler yer ve zamana göre değişmekle kalmaz, tümüyle unutulabilir, ortadan kalkabilir.
İlkeler ise doğal yasalar gibi evrenseldir, hiçbir şekilde değişmezler. Adil olmak, barışseverlik, dürüst olmak, sözünün eri olmak, merhametli olmak gibi ilkeler dünyadaki tüm toplumlarda geçerlidir ve anlamları hep aynıdır.
Doğumla birlikte başlayan yaşam sürecimiz, içinde soluk aldığımız hangi tür ortam olursa olsun, biyolojik gelişme, psikolojik gelişme ve sosyal gelişme aslında tümüyle bir eğitim sürecidir. Okulla birlikte, bu eğitim sürecine öğrenim süreci de eklenerek, kişisel gelişimimizin sınırlarını geliştirmemizi saptar.
İlk öğrencilik yıllarında bazı kişilere çok çekici gelen bilgi edinme olgusu, bazı kişiler için bir yük haline gelebilir. Ancak kişisel gelişimin önemini kavrayabilenlerimiz, kendilerine değer katabilmek adına, farkında bile olmadan önemsiz gibi görünen soruların cevaplarını arayarak bir becerisini kullanarak, herhangi bir şey öğrenerek, yeni bilgiler edinmek için okuyarak ya da dil öğrenerek kendisine değer katar.
Bu süreç, öğrenim süreci kadar önemlidir. İnsanın kendisine değer katması, kendisine yaptığı yatırımdır. Her yatırım gibi, kişinin kendisine yaptığı yatırım da, uzun sürede kişinin yararına sonuçlar doğurur.
Kişisel gelişim, kişinin kendisine sürekli yatırım yapmasını gerektiren bir durumdur ve aslolan, bu yatırımı yapmaktan, kendine değer vermekten, yaptığından, hayalinden, inandığından hiçbir koşul altında vazgeçmemektir. İnsanı başarıya ulaştıran budur.
Bir eylemi, bir düşünceyi, bir inancı sürdürebilmek ise, disiplin ve sorumluluk ister. Bugünün gençleri olarak, bireysel sorumluluk sahibi olmayı öğrendiğimizde, ileride bunu, önce kurduğumuz aile sorumluluğuna sonra da toplumsal sorumluluğa dönüştürerek, topluma değer katan kişiler oluruz.
Toplumsal sorumluluk çok geniş bir yelpazede, sayısız durumu içerir. Çok basit gibi görünse de, herhangi bir kuyrukta sırayı bozan bir bireyi uyarmak bile, toplumsal bir sorumluluktur. Bu, hem kişinin hakkını koruması bakımından hem de orada bulunan ve belki de bu bilince sahip olmayan birilerine örnek model olmak bakımından önemlidir.
Yaşamımızın temel amacı; önce kendimize, sonra da topluma değer katmak olmalıdır. Bu amacı ne kadar erken ve genç yaşta yaşam tarzı haline getirebilirsek, yaşam süremize bizi mutlu ve başarılı kılacak o kadar çok sayıda eylemi sığdırabiliriz.
Kaç yaşında olursak olalım, çbevremizde takdir ettiğimiz, kendisini örnek almak istediğimiz birileri vardır. Hatta, belli kusurlarını görüp benzemek istemediğimiz kişiler de vardır. İşte doğanın insanoğluna bahşettiği akıl yolunu izleyerek, neye ve kime benzemek istediğimizi saptamalı, örnek modeller seçmeli ve bu seçtiğimiz kişilerin olumlu özelliklerini benimsemeliyiz. Bu örnek model yakın çevremizden birisi, bir arkadaşımız, bir üstün lider olabilir. Ya da bu örnek model, olumsuz bazı özellikleri olan bir kişi de olabilir. Bu durumda bile, olumsuz modellerde mevcut özelliklerin karşıtı davranış, ilke veya değerleri saptayarak, bunları olumlu biçimde kendimizde uygulamalıyız.
Hayatı, ilke merkezli kişiler olarak yaşamak daha kolaydır. Gerçek anlamda incelikli yaşamak ile, kendimizi keşfetmek ve bulabilmek için yaptığımız içsel yolculuklar, zaman zaman birbirileri ile kesişir, buluşur ve birbirlerine katkıda bulunur. Yaşam içindeki ayrıntıları, mucizeleri, hoşlukları görebilmek, kendimize ulaşabilmekle eş değerdir. Ne denli ilkeli olursak, yaşamı yakalamak da o denli kolay olacaktır. Yaşam yolculuğunda ilkelerimiz bizim pusulamızdır ve bizler bu pusulayı aklımızla birleştirirsek, daha kaliteli, tutarlı, başarılı bir hayat süreriz.
Hepimize yaşam yolunda kolaylıklar diliyorum.
|